Yazarlarımız

Anket

Üzgünüz! Bu Anket İçin Oy Kullanamadınız.

Şube Müdürü Hakları ve 3046 Sayılı Kanun

  • Yazının Tarihi : 19 Temmuz 2014
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş
  • Bu Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş :

Şube müdürleri, 3046 sayılı Bakanlıkların Kuruluş ve Görev Esasları Hakkında Kanunda da belirtildiği üzere kamu yönetimi yapısında memurluktan başlayıp çalışma hayatının çeşitli kademelerinde görev yaptıktan sonra gerek edinilen bilgi, birikim, deneyim gerekse yenilikçi, hızlı ve kaliteli hizmet anlayışıyla çalıştığı kurumların dinamik gücü konumunda olup bürokrasinin  vazgeçilemez  hiyerarşik basamaklarından hatta en önemlilerinden biridir.

Ancak, bilindiği üzere 2011 yılından itibaren kamu yönetim yapısında KHK ler doğrultusunda kurumlarda yapılan  düzenlemeler; şube müdürlerinin, çalışma ortamında ki konumları,  sahip oldukları itibar ve saygınlıklarının zedelenmesine neden olduğu gibi; fiili çalışma süresi ile  emeklilik hayatlarını olumsuz etkileyecek, mali ve özlük haklarının kaybına da sebebiyet vermiştir.

Bu yaklaşımın paralelinde bazı kurumların teşkilat kanunları ile hiyerarşik kademelerden bazıları kaldırılmıştır. Bu düzenlemelerle her ne kadar hiyerarşik kademeleri azaltmak amaçlanmış olsa da büyük oranda şube müdürlükleri kaldırılmıştır. Uygulamada aksaklıklar çıkmaya başlayınca da koordinatör, grup sorumlusu, şube yöneticisi, birim amiri vb. isimler adı altında mevzuat dayanakları olmayan fiili durumlar oluşturularak yeni hiyerarşik kademeler oluşturulmuştur.

Bu yeni oluşumlar bile hiyerarşik yapılandırma da Şube Müdürlüklerinin ne kadar önemli olduğunun ve kaldırılmasının ne denli büyük bir hata olduğunun göstergesidir. Zira daire başkanlıklarının ortalama 50-60 kişiden oluştuğu, hatta bazı kurumlarda 1000 kişinin çalıştığı daire başkanlıklarının olduğu ve bir daire başkanının en fazla 15 kişiyle verimli çalışabileceği konuları dikkate alınırsa kurumların ara hiyerarşiler olmadan yönetilmesinin eşyanın tabiatına aykırı olduğu görülecektir. Ayrıca, yeniden 
oluşturulmaya çalışılan ve bazı kurumlarda denemesi yapılan yeni modelin, önemli problemleri de birlikte getirdiği görülmüştür. Şöyle ki; yatay örgütlenme modeli oluşturulmaya çalışıldığı halde hiyerarşinin korunduğu, yapılan işlerde yeterince katma değer üretilemediği, güven veren bir kontrol mekanizmasının olmadığı, görev tanımlarının net olmamasından dolayı fazlaca gri alanların oluştuğu, kademeler arası yapısal dengede sorunlar yaşandığı bunlara bağlı olarak da çalışma barışının bozulduğu, denetimsiz ve günü kurtarmaya yönelik bir iş anlayışının oluştuğu yadsınamaz bir gerçektir.

Bu şekilde oluşan iş anlayışının devlet yapısı içerisinde gelecekte ciddi sıkıntılara ve çalışanlara büyük sorunlar yaşatması da kaçınılmazdır. Şube müdürü, kamu yönetimi hiyerarşisinde şef ile daire başkanı arasında yer almakta olup mevzuat bilgisi ve yöneticilik vasfını gerektiren kariyerli bir unvandır. Zira, şube müdürleri, ilgili yönetmelikleri gereği görevde yükselme sınavına tabi olup kariyer ve liyakat esasına göre görev yapan yöneticilerdir. Uygulamada ise şube müdürleri, genel müdür ve daire başkanlarına danışmanlık yaptıkları, disiplin amiri ( 2011 sonrası şube müdürlüklerini kaldıran kurumlarda artık disiplin amiri değillerdir) oldukları gibi daire başkanlarını da vekalet yoluyla ikame eden bir meslek grubudur.

Yukarıda belirtilen hususlar doğrultusun da, her türlü sorumluluğu ve riski üstlenen şube müdürlerinin özlük ve mali haklarına bakıldığında; ek göstergelerinin 2200 olduğu, görev ve makam tazminatı almadığı, daire başkanından yaklaşık 2500 TL daha az ücret aldığı; emekli olduğunda ise memur ya da VHKİ ile aynı miktarda emekli aylığı bağlandığı da görülmektedir. Yani somut olarak, özlük haklarının üstlendikleri sorumluluk ve riskle orantılı olmadığı açıktır.

Diğer taraftan, makam tazminatlarının yöneticilik yapan kişilere verilen bir hak olduğu/olması gerektiği halde, şube müdürlerinin bu tazminattan mahrum bırakılması, hem hakkaniyet hem de çalışma barışı açısından son derece olumsuz bir durum oluşturmaktadır.

Şube müdürlerini olumsuz etkileyen diğer bir konu da emekli olduktan sonra çalışırken kendisine bağlı olarak görev yapan memurla aynı emekli aylığının bağlanmasıdır. Görev maaşı 3300 TL civarındayken emekli olduktan sonra eline geçen emekli aylığı yaklaşık 1600 TL civarındadır. 

Yani, şube müdürleri kamuda çalışan diğer mesleklerle kıyaslandığında, çalışırken ki gelirlerinin %50 den fazla oranda altına düşerek hayat standardını yarıdan daha fazla kaybeden tek meslek grubudur. Bu; emeklilik dönemlerinde çocuklarının üniversite eğitimi, düğünü vb. ekonomik olarak en külfetli yükleri üzerinde olan şube müdürlerinin, emeklilik yaşı geldiği halde çalışmaya devam etmek zorunluğu duyarak,kadroların yenilenmesine engel olan bir gerçekliktir.

Kamu kurum ve kuruluşlarında kanun ve ikincil mevzuat konusunda çalışmalar yaparak uygulamalara yön veren, elini taşın altına koyan, hertürlü riski ve sorumluluğu üstlenen, yeni başlayan personele ustalık yaparak yetiştiren ve sistemin devamlılığına önemli katkı sağlayan şubemüdürleri çalışma şartlarının, mali ve özlük haklarının iyileştirilmesi yönünde gerekli değişikliklerin yapılmasını haklı olarak talep etmektedir.

3046 sayılı Bakanlıkların Kuruluş ve Görev Esasları Hakkında Kanun kapsamında yönetici olarak görev yapan ve maiyetinde çalıştırdığı uzman, istatistikçi, mühendis gibi personelden düşük ücret alan şube müdürlerinin 666 sayılı KHK ile yapılan düzenleme sonucu maruz kaldıkları bu ücret adaletsizliğinin giderilmesi ve bu personellerle aralarında oluşan ek gösterge ve tazminat farklılığının giderilmesi hakkaniyete uygun olacaktır.

Şube müdürleri aleyhinde oluşan ücret adaletsizliğinin telafi edilmesi için, ek gösterge aylıklarının 3600 gösterge üzerinden hesaplanmasını ve makam ve görev tazminatı verilmesini sağlayacak yasal düzenleme yapılması gerektiği düşünülmektedir. Dolayısıyla, görev, yetki ve sorumlulukları net bir şekilde belirlenmiş, hiyeraşik yapılanmada sınırları çizilmiş, güven veren bir kontrol mekanizması oluşturulmuş, kademeler arası emir komuta yapısında sorunlar yaşanmayan, sağlam ve güçlü bir kamu yönetimi yapısı oluşturulabilmesi için bazı bakanlıklarda oluşturulan ve hukuki dayanağı olmayan koordinatör, grup sorumlusu, şube yöneticisi, birim amiri gibi yapılanma modelinden vazgeçilmesi ve 3046 sayılı Bakanlıkların Kuruluş ve Görev Esasları Hakkında Kanun uyarınca ana hizmet birimi olan şube müdürlüklerinin yönetsel ve işlevsel olarak güçlendirilmesinin sağlanması ile ile Şube Müdürlükleri kaldırılan kurumlarda yapının tekrar tahsis edilmesi gerekmektedir.

Şube müdürleri açısından önemli konulardan birisi de fırsat eşitsizliğidir. Bazı meslek gruplarına sunulan; yabancı dil, yüksek lisans-doktora, araştırma izni, yurtdışı imkanları ya da üst yöneticiler tarafından insiyatif kullanılarak verilen benzer izinler/kolaylıklar gibi fırsatlardan şube müdürlerinin de yararlandırılması gerekmektedir.   Bir diğer konu ise üst düzey görevlere atanmada meslekibirlikteliklerin çok güçlü olmasından dolayı şube müdürlerinin bu konuda dezavantajlı durumda kalmış olmasıdır. Yönetici pozisyonundaki şube müdürlerinin üst düzey görevlere atanma konusunda yeterince değerlendirilmediği, belirli meslek gruplarının bu konuda fazlaca öne çıktığı görülmüştür. Genel İdari Hizmetler sınıfında olup yönetici melekeleriyle çeşitli kademelerden kurumsal yapıya da hakim olarak yetişen şube müdürlerinin üst düzey görevlere atanmalarının en tabi hakları olduğu gibi bu manada kurumlarına da önemli katkılar sağlayacakları göz ardı edilemez.

— 
Mithatpaşa Cad. No: 47/9 Kızılay ANKARA
bilgi@subemudurleri.org.tr
www.subemudurleri.org.tr

Anahtar Kelime :

Bir Yorum Yazın